EN BÜYÜK SORUNUMUZ: KAHT-I RİCAL

EN BÜYÜK SORUNUMUZ: KAHT-I RİCAL
EN BÜYÜK SORUNUMUZ: KAHT-I RİCAL Admin
Bu içerik 386 kez okundu.

Çok kıymetli bir ağabeyimin iç çekerek dile getirdiği gibi bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en büyük sorunu yönetimin ehil ellerde olmayışıdır. Yani “Kaht-ı Rical’dir”….

Kaht-ı Rical Osmanlı Devletinin son dönemlerinde ortaya çıkan devlet yönetimi ile alakalı bir tanımlamadır. “Kaht” kelimesi Arapça kökenli Osmanlıca bir kelimedir. “Kıtlık” ve “Kuraklık” anlamına gelir. “Rical “ kelimesi de yine Arapça kökenli Osmanlıca bir kelimedir ve “Recül” kelimesinin çoğul halidir. “Rical-i Devlet” veya “Devlet Ricali” olarak kullandığında ise “Yetişmiş Devlet Adamı” anlamına gelir.

Bundan hareketle bizim yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk Milletinin en büyük sorunu “Yetişmiş Devlet Adamı Kıtlığıdır…!”

Osmanlı Devletinin yıkılışından sonra yapılan değerlendirmelerde özellikle Tanzimat sonrası devlet yönetiminde, ilim, bilim, din ve siyaset alanlarında kaliteli yönetici eksikliği olduğu pek çok kişi tarafından dile getirilmiştir. Bugün dahi özellikle devlet yönetiminde görev alanların veya görev verilenlerin büyük bir kısmında liyakat sorunu göze çarpmaktadır.

Büyük Devlet Adamı Osmanlı Devletinin Efsane Liderlerinden Sultan Abdulhamit Han kızı Ayşe OSMANOĞLU’nun hatıralarında “Kaht-ı Rical” ile alakalı olarak şöyle diyor: “Kızım bizim memlekette kaht-ı rical vardır. Karşımda aklına ve ilmine güvendiğim yalnızca iki Vezirim vardı. Bunlardan biri Said Paşa diğeri Kamil Paşaydı. İkisi de çok değerli oldukları halde daima ipte oynayan iki cambaz gibiydiler. Şimdi Baban da tarih oluyor. Meydan onlara kaldı. İnşallah idare ederler de memleket zarar uğramaz.”

Osmanlı Sarayının penceresinden bugünkü devlet idaresine baktığımızda durum farklı mı? Kaç tanesi cambaz gibi ipten ipe atlamıyor, oradan oraya zıplamıyor veya dansöz gibi kıvırmıyor? Bugün bu ülkenin koltuklarını makam ve mevkilerini işgal eden siyasilerden bürokratlardan veya memurlardan kaç tanesi layıkıyla bu devleti yönetme eğitim, ahlak ve kabiliyetine sahip? Kaç tanesi birilerinin yanaşması çantacısı yalakası veya taklacısı değil? Kaç tanesi hakkıyla bulunduğu yere gelmiş?

Bu milleti bu devleti yöneten kişilerin çoğu bir dergahtan bir tarikattan bir cemaatten “ hamili kart yakınımdır” ibareli kartvizitle veya “ahbap çavuş ilişkisi” ile bulunduğu yere gelmiştir. Bu yüzden yani bu referans ve tercihlerin sonucu olarak ortaya çıkan siyasi ve bürokratik anlayış halktan kopuk keyfiyete tabi enaniyet kokan davranış sergilemektedir. Bu tiplerin en büyük derdi kendi koltuklarını ve ikballerini korumaktan ibarettir. Benim nazarımda sırf bir cemaatin veya tarikatın referansı ile bir kanaat önderinin tavsiyesi ile bir aklı evvelin el vermesi ile veya sırf “bizden” anlayışı ile birilerinin bir yerlere getirilmesi hem o memlekete hem insanlığa yapılmış en büyük kötülük hatta ihanettir. Yani Kaht-ı Rical’dir.

Bu anlayış yüzünden bu memleket maalesef kültürsüz kültür müdürleri, yabancı dil bilmeyen turizm müdürleri, tarımdan anlamayan koyunu keçi zanneden çapsız tarım müdürleri, vatandaşa hakaret eden valileri, vatandaşı devletin kapısından kovan yöneticileri, “bir sana üç bana” diyerek arsa parselleyen çantacıları, ve “devletin malı deniz yemeyen domuz” diyerek arsızlığı hırsızlığı kendilerine meslek edinen yöneticileri gördü. Yaptıkları görevlerle alakası olmayan çantacı ve yalaka takımı devletin en önemli yerlerinde sadece bidat ve itaat mantığıyla görev aldı almaya da devam ediyor. Bunlar bu koltukları işgal ederken doğru dürüst çalışan işine sadık yolsuzluğa, hırsızlığa ve adam kayırmaya müsaade etmeyenler takoz muamelesi gördüler ve görmeye devam ediyorlar. Ne yazık ki ahlak kabiliyet ve insanlık timsali bu “adamlar”  işgüzarların emir eri oldukları ağa babaları yüzünden diskalifiye edildiler ve ediliyorlar. Yıllardır devlet ve millet olarak mehteran gibi iki ileri bir geri gidişimizin en büyük nedeni bundan başka bir şey değildir!

Bugün ortalama birçok şirketin “CEO” olarak tabir edilen üst yönetici düzeyinde dahi çalıştırmayacağı hatta kapısından içeri almayacağı şahsi ikballerini teslim etmeyeceği adamlar bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en üst kademesinde ve kilit noktalarda görev yaparak ülkenin ve insanımızın kaderini belirlemektedirler.  Ancak buna karşılık bu millete sundukları hiçbir şey yoktur. Bu bir işgaldir ve bu işgaliye devlete de millete de bu zevata da züldür…

Devlet denilen olgu elbette canlı kanlı bir beden değildir. Devlet insanlarla can bulan ve “adam gibi adamların” yönetmesi gereken insanların ve toplumların varlık sebebidir. İnsanlar ne kadar iyi ise devlet de o kadar iyi ne kadar kötü ise devlet de o kadar kötüdür. Devlet idaresindeki her türlü eksikliğin ve yanlışlığın tek nedeni insandır. Bu eksikliğin bedeli de çok ağırdır. Tarihin ibret sayfaları bu eksikliklerin nedeniyle çok ağır faturalar ödeyen ülkeler ve milletlerle doludur.

Yönetim anlayışı değişmedikçe basit kurumsal ve bireysel performans takipleri ile devleti, kart ve parmak bastırmayla veya elektronik kelepçe ile en alt katmandaki işçiyi memuru takip etmekle kusura bakmayın bu düzeni değiştiremezsiniz düzeltemezsiniz. Atalarımız boşuna dememiş; “balık baştan kokar” diye. Evvela siz adil olmalısınız. Siz anlayışlı müsamahalı, basiretli, ferasetli olmalısınız. Önce siz Allah’tan korkmalısınız. En tepeden aşağıya doğru yöneticileri düzgün ahlaklı kabiliyetli ve tarafsız seçmelisiniz. Bunu yapmazsanız gerisi fasaryadır vesselam.

Evet..

İşte Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin son dönemlerinden bugüne dek devletimizin en büyük sorunu hak eden insanların hak ettikleri yere gelemeyişi aksine gelenlerin ise bu vasıfları taşımadığından hak etmeden koltukları işgal etmeleridir.

Bu devletin ve milletin hak ettiği yere ve seviyeye gelmesinin en önemli yolu; tek referansı tarikat ve cemaat olan çapsız ve vasıfsız insanlardan ve zihniyetten, yine tek vasfı tek dayanağı yalakalık ve çantacılık olan arsızlardan hırsızlardan pudracılardan, ayakkabıcılardan, “yakın ahaliden” ve “bizden olandan” acilen ve tamamen kurtulmasıdır.

Düstur şudur; Namaz beş vakit ahlak yirmi dört saattir…!!

Nokta.

dadaş ajans bilal uygur
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çiftçilerden koronaya inat üretim
Çiftçilerden koronaya inat üretim
TÜBİTAK, koronavirüs aşısı için tarih verdi
TÜBİTAK, koronavirüs aşısı için tarih verdi